Öz ~ اۊز
Kamus-ı Türki - Öz ~ اۊز maddesi. Sayfa: 201 - Sira: 10


اۊز Öz osmanlıca ne demek, اۊز anlamı.. Osmanlıca sözlükler kamus-ı türki şemsettin sami sözlüğünde اۊز Öz maddesi
Öz ~ اۊز güncel sözlüklerde anlamı:
Öz :::
- Bir kimsenin benliği, kendi manevi varlığı, iç, nefis, derun, varoluş karşıtı
Örnek: Bütün gün genç kızlar ilahiler söylemişlerdi. Ç. Altan Özünü bir yerde bırakıp sadece kalıbını gezdirmişti. H. Taner - "Kendine, kendi kendini" anlamlarında birleşik kelimeler türeten bir söz.
- Bir şeyin en kuvvetli veya kıvamlı bölümü, hülasa, zübde.
- Çıbanların içinde ölmüş dokudan oluşan irinle birlikte çıkan parça.
- Kendi, zat
Örnek: Bir od düştü yanar tatlı özüme / Dünya zindan görünüyor gözüme. Karacaoğlan - Bir şeyin temel ögesi, künh, zübde
Örnek: Ortalıktaki krizi sebep gösteriyorlar ama asıl kriz şirketin kendi özünde. A. Gündüz - Bitkilerin kök, gövde ve dallarının boydan boya ortasında bulunan, hafif, gevrek ve çoğu yumuşak bölüm.
- Kan bağı ile bağlı olan, üvey olmayan
Örnek: Çocuğun bu yalanı bir anda onu bana bir öz evlat sevgisiyle bağladı. R. N. Güntekin - İçine, arılığını, saflığını bozacak hiçbir şey karışmamış olan, saf, arı.
- Dere, çay.
- Sulak, verimli yer.
- 1- Varlığın aslını kuran şey; temelözellik. Karşıtı bk. ilinek. 2- Bir şeyin ne olduğu, nasıl olduğu olgusu; bir şeyi o şey yapan, öyle oluşunu sağlayan şey; bir varlığın yapısını kuran şey. Karşıtı bk. varoluş. 3- Kalıcı, değişmez olan, gelip geçici olmayan, her zaman var olmakta olan varlık. Karşıtı: Değişen, değişmekte olan varlıklar. 4- Bir şeyin bireysel ve gerçek olan kendineözgü biçimi; kendineözgü belirtisi. 5- Fizikötesinin konusu olarak: Kendinde varlık. Karşıtı bk. görüngü. 6- İç, çekirdek. Karşıtı: dış, kabuk.T. : zat, mahiyet
öz ::: arı, çay, dere, hamur, hülasa, kendi, madde, mahiyet, ruh, saf, sonuç, zat