dolu ~ طوٓلی
Kamus-ı Türki - dolu ~ طوٓلی maddesi. Sayfa: 909 - Sira: 11

طوٓلی dolu osmanlıca ne demek, طوٓلی anlamı.. Osmanlıca sözlükler kamus-ı türki şemsettin sami sözlüğünde طوٓلی dolu maddesi
dolu ~ طوٓلی güncel sözlüklerde anlamı:
tûlâ ::: (a. s.) : daha (pek, çok, en) uzun. ["atvel"in müennesi] . Yed-i tûlâ : tam ihtisas ve vukuf, büyük kudret.
Dolu :::
- Havada su buğusunun birden yoğunlaşıp katılaşmasından oluşan, türlü irilikte, yuvarlak veya düzensiz biçimli saydam buz parçaları durumunda yere hızla düşen bir yağış türü
Örnek: Dolu ekinlerini vurmuşsa bir yıl aç demekti. T. Buğra - İçi boş olmayan, dolmuş, meşbu, boş karşıtı.
- Bir yerde sayıca çok.
- Boş yeri olmayan, her yeri tutulmuş olan
Örnek: Haftaya pazartesiye kadar bütün uçaklar dolu. A. İlhan - Boş vakti olmayan, meşgul.
- Çok olan (iş, uğraş, olay vb.).
- İçinde atılacak mermisi bulunan (top, tüfek vb. ateşli silahlar).
- Tornacılıkta delik açılmamış (gereç).
- Bir duygunun güçlü etkisinde olan.
- Havada su buğusunun birden yoğunlaşıp katılaşmasından oluşan, çeşitli irilikte, iç içe katmanlı, yuvarlak ya da düzensiz biçimli saydam buz parçaları durumunda yere hızla düşen bir yağış türü.
tûlâ ::: (a. s.) daha (pek, çok, en) uzun. [
dolu ::: komple, meşgul, yoğun