Hân ~ خان
Kamus-ı Türki - Hân ~ خان maddesi. Sayfa: 570 - Sira: 19

خان Hân osmanlıca ne demek, خان anlamı.. Osmanlıca sözlükler kamus-ı türki şemsettin sami sözlüğünde خان Hân maddesi
Hân ~ خان güncel sözlüklerde anlamı:
HAN ::: f. Hükümdar. Eski Türklerde Hakan da denen devlet reisi.
HAN ::: f. Yolcuların misafir olduğu bina. Kervansaray. Otel. * Ticaret ehlinin sakin olduğu yer.
HAN ::: f. Yemek sofrası. Üstüne yemek konan tepsi. * Yemek, taam. * Ahçı dükkânı, lokanta.
HAN ::: f. Okuyan, okuyucu, çağıran manasına gelir. Meselâ: Duâ-hân $ : (Niyaz ve tazarrukârane bir tezellül ile) duâ okuyan.
han ::: eski zaman oteli.
hân ::: hükümdar.
han ::: "okuyan" mânâsında son ek.
hân ::: sofra.
Han :::
- Osmanlı padişahlarının adlarının sonuna getirilen unvan.
- Doğu ülkelerinde yerli beyler ve Kırım girayları için kullanılan unvan.
- Yol üzerinde veya kasabalarda yolcuların konaklamalarına yarayan yapı
Örnek: Bir handa, yorgun argın tatlı bir uykudaydık . F. N. Çamlıbel - Büyükşehirlerde serbest mesleklerde çalışanların oda veya daire tutup çalıştıkları birkaç katlı yapı
Örnek: Ömer Abit hanında bir yazıhane kiralanmış, aylıkla bir otomobil tutulmuştu. E. E. Talu - (Mimarlık) Eskiden kent ve kasabalarda ya da önemli kavşak noktalarında, yolcuların hayvanları ile birlikte konakladıkları, içinde ahırları, yatacak odaları bulunan yapı. Ay. bk. kervansaray.
hân ::: okuyan , sofra , hükümdar
hân ::: okuyan
hân ::: sofra
han ::: karvansaray
HAN :::
f. Okuyan, okuyucu, çağıran manasına gelir. Meselâ: Duâ-hân $ : (Niyaz ve tazarrukârane bir tezellül ile) duâ okuyan